Ankara’daki 36. Nato Zirvesi ardından…

0
14

Kim ne derse desin,36.Nato zirvesi başarılı geçti.
Böylesine büyük bir organizasyonu hatasız tamamlamak kolay değil.32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarını mükemmel denebilecek bir programla iki gün ağırlamak,çok önemli konuların tartışıldığı toplantıları sorunsuz gerçekleştirmek,herhangi bir skandalı yaşamamak takdire değer.Yetkilileri,planlama ve organizasyonda çalışan tüm görevlileri kutlamalıyız.Biz dedikodu,eleştiri ve tenkiti seven,başarıyı ise pek önemsemeyen bir milletiz.Hele kızdığımız,sevmediğimiz,ülkeyi iyi yönetmediğine inandığımız bir iktidar baştaysa,o iktidar ağzıyla kuş yakalasa bizim için kıymeti yoktur. Oysa iyiye iyi,kötüye kötü demeyi öğrenmeliyiz.Ankara’daki Nato zirvesi iyimiydi yani?Organizasyon açısından elbette iyiydi ama toplantı sonuçları açısından aynı şeyi söylemek,bilgi noksanımız açısından farklı olabilir.

22 yıl önce de (28-29 Haziran 2004) İstanbul’da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi sarayında bir NATO zirvesi yapmıştık.O zirve çok daha mütevaziydi.Hoş gündemi de bugünkü kadar ciddi ve kapsamlı değildi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’di ve Dolmabahçe Sarayında verdiği yemekte konuklarını kapıda valsle karşılamıştı.22 yıl sonra mehterle (hoşgeldiniz)dedik konuklara. Bu seferki zirve çok gösterişli,şatafatlı ve gerçekten çok masraflı oldu.Halk aşırı güvenlik önlemlerinden zorlandı.Parlamento bile tatile sokuldu.Devlet daireleri bir hafta  kapanır mı?Güzelim Ankara havaalanı dururken,Trump gelecek diye Etimesgut’taki askeri havaalanına yeni pist ve onca masraf yapılır mı?Şimdi bunu konuşuyor herkes.

Milletin ağzı torba değil ki büzesin.Çok iyi ağırladığımız misafirlerimiz gitti.Haydi bakalım başlasın tenkit yağmuru..Bu Trump bizi, biz de Trump’ı niye bu kadar seviyoruz ki?Bizden bir beklentisi olmalı.Acaba ne sözler verdik,ne anlaşmalar yaptık onunla?Madem aramız bu kadar iyi,şu İsrail ve Yunanistan işini bir konuşsaydık ya..Ankara’da Nato zirvesi olurken,iki ülke Ege’de ortak askeri tatbikat yapıyordu.Yunanistan 12 milde ısrar ediyor, kıyılarımıza yakın 20’den fazla ada ve adacığı uluslararası hukuka aykırı şekilde işgal ediyor, buralarda askeri üsler kuruyor.Kıbrıs’ta dev petrol firmalarıyla doğalgaz arıyor ve bizi buraya yaklaştırmayarak,arama gemilerimizi geri yollatıyor.Fransız harp gemilerine alan açıyor,üs vermeye kalkıyor.Bunu Nato üyesi olan Yunanistan,yine Nato üyesi olan Türkiye’ye karşı yapıyor.Hazır fırsat çıkmışken bunları niye konuşmadık ki?

Ankara Zirvesinde katılımcılar Türkiye’nin güçlü ordusuyla Nato’nun gücüne güç katmaya devam edeceğini belirtip,sırtımızı sıvazladılar. Sağolsunlar yaptıkları konuşmalarla bize methiyeler düzdüler.Peki ama,bizi Avrupa Birliğine almak bir yana Avrupa’dan itelemeye, hatta Ortadoğu ülkesi saymaya kadar ileri gitmediler mi?Bu Nato’daki Avrupa’lı ortaklarımızın bize düşmanlığı daha ne kadar devam edecek? Evet eksiklerimiz var,yönetimde hatalarımız var,demokrasi ve insan haklarında bazı kusurlarımız olabilir.Bunları düzeltebiliriz, düzeltmeye çalışabiliriz.Ama bizden ümidi kesmiş gibi davranırsanız,düzeltme imkanlarını da dinamitlersiniz.

Bunları Nato zirvesinde,zirveye katılan liderlerle ikili görüşmelerde,diploması trafiğinde yüksek sesle konuşabilir,şikayetleri duyurabilirdik.Belki konuştuk ama, dışarıya hiç sızmadı bu konular?Kapalı kapılar ardında kalmış olmalı hepsi.Hele şu İsrail çıbanını Trump’la açık açık konuşmadıysak,büyük fırsat kaçırmış sayılırız.İsrail bölgenin patronu gibi hareket ediyor,Gazze’de katliam yapıyor,Golan tepelerine saldırıyor,ortalığı savaş alanına çeviriyor.Amerika’ya güvenen bu İsrail’e dur diyecek bir güç yok mu dünyada?Netenyahu belasını savuşturamayacakmıyız?İsrail durdurulamazsa,bölgedeki harbi durdurmak da mümkün değildir.Ortadoğu’yu karıştırıp her melanetin altından çıkan İsrail nato üyesi olmamasına rağmen,1994’te başlatılan Akdeniz diyalogu girişimi kapsamında Nato’ya yakın bir partner konumu dikkate alınarak,mutlaka dizginlenmeli,frenlenmeli ve hizaya getirilmelidir.Nato’nun Ankara zirvesinde bu da konuşulmalıydı.

Nato Zirvesi bitti,biz dönelim yine iç dünyamıza.Huzur,güven,adalet ve refah beklediğimiz iç dünyamıza…

 

Önceki İçerikAşırı sıcaklar Türkiye’ye geliyor: Tarih belli oldu…!
Sonraki İçerik5 Dolara Sapanca turu satılır mı?
Can Pulak
1943 yılında İstanbul’da doğdu. Işık Lisesi’nden mezun oldu, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’ni bitirdi. Gazeteciliğe 1961 yılında dönemin en büyük spor gazetesi Türkiye Spor’da foto muhabiri olarak başladı. Vatan, Zafer, Yeniistanbul, Dünya, Son Havadis, Günaydın gazetelerinde muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü, Ankara temsilciliği görevlerinde bulundu, Anadolu Ajansı’nda Genel Müdür Yardımcılığı yaptı. Ardından Başbakanlık’ta ve Cumhurbaşkanlığı’nda basın danışmanlığı ile turizm ve çevre danışmanlığı görevlerinde bulundu. Ege kıyılarına yerleşen Can Pulak, pek çok sivil toplum kuruluşunda aktif olarak görev yapmakta ve doğanın korunması çabalarına katkı vermektedir. Pulak, halen çeşitli gazete ve dergiler ile internet gazetelerinde sürekli yazılar kaleme almayı sürdürmektedir. Ayrıca ağaç, bitki, çalı, çiçek üretimiyle uğraşmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giren
Lütfen adınızı yazın